Yeni yılın gelişiyle anketler de çoğalıyor elbette. Sıkça sorulan sorulardan biri de “Sizce yılın en iyi romanları hangileri?” sorusu. Roman sanatının seçkin örneklerine haksızlık etmek istemem ama yılın kitapları seçkisi yapılırken öykünün dışarıda tutulmasıyla bu alandaki verime yapılan haksızlığı da sindirecek değilim.
2012 öykünün gürül gürül çağladığı bir yıl oldu. Varsın o çağlayanın sularında yıkanmak istemesin kimileri, varsın yayıncılık dünyasının ticari gemileri bir kıyıdan öteye romanları taşımaya devam etsin, varsın sıradan romanlar bile oyunu kurallarına göre oynamayı başardıklarından sahne ışıklarıyla aydınlatılsın; has edebiyatın nabzı öykülerde atmaya devam etti yıl boyunca. Kimi romanlar sırf tabulaştırılmış bazı alanları konu seçtikleri için, kimileri de iyi reklamlarıyla dokunulmazlık gömleğini giyip kapladılar rafları. O kargaşanın içinde yeni kurguları deneyen, dil üstüne düşünen-araştıran, farklı konuların peşinde koşan, geveze bir edebiyatın şehvetine kapılmadan sessizliği de yazının parçası haline getiren çoğu öykü kitabı yeterince görülmedi, konuşulmadı. İlk kitapların ya da doğum tarihine göre konumlandırılan genç yazarların şöyle bir başı okşandı. O “genç yazar” tanımlamasıyla, deneyimli yazarların alanı korundu böylece. Kimileri öyküye açıktan açığa “küçük kardeş” sevecenliğiyle yaklaşarak ayıp etti, kimileri inatla küf kokan “romana geçmek için iyi bir basamak” şarkısını okudu. Ama dünyada öykünün yolculuğunu takip eden okurlar bu kakafonik şarkının korosunda yer almadılar. Böyle gelmiş, böyle gidecek. Edebiyatımızın karar mekanizmaları böylesine imza hayranı olmaya, satış rakamları üstünden cümleler kurmaya devam ettikçe, ustalık vurgusu böylesine dokunulmazlık alanı yarattıkça yıl sonu değerlendirmeleri de aynı havuzda bir ileri bir geri yüzmeye devam edecek.
Ama havuzların klorlu suyuna mahkum olmak istemeyen, denizin sonsuzluğuyla hem güzelliklere hem de tehlikeye açık sularında kulaç atmak isteyen isimler için durum başka. Elbette, o denize girdiğinizde alacağınız zevk her zaman doruklarda olmayabilir; kimi gün dalgalıdır o denizi kimi gün kirli. Ama her ne olursa olsun havuzun vereceği sınırlanmışlık hissinden fazlasını vaat eder.
Neyse ki kalemleri istediğinde romana merhaba diyen ama kararlılıkla yıllardır öyküyü sırtlayan isimler türler arasında tahterevalli oynamadan üretmeye devam ettiler. Her öykü kitabı merakla beklenen Cemil Kavukçu da vardı bu listede öykü kitabıyla edebiyatına düşkün olanları sevindiren Şule Gürbüz de. Ayrıca Mahir Ünsal Eriş, Berna Durmaz, Kerem Işık, Yalçın Tosun, Sine Ergün, Pelin Buzluk, Şenay Eroğlu Aksoy, Birgül Oğuz, Gökhan Yılmaz, Ayşe Başak Kaban, Melida Tüzünoğlu öykünün güzel şarkılarını paylaştılar biz okurlarla. Sanılmasın ki isimler bu saydıklarımla sınırlı, bunlar sadece benim okuduklarım. Hem daha edebiyat dergilerindeki isimlerden, henüz kitabı çıkmamış yazarlardan söz etmiyorum bile. O kadar dikkate değer öyküler vardı ki dergilerde, onlar için ayrı bir dosya açmak gerekli.
Her neyse, sözü fazla uzatmadan, yılsonu değerlendirmesi için kendi listemi vereyim: Öykü okuyunuz efendim, öykü okuyunuz.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder