28 Aralık 2012 Cuma

2012'nin son yazısı: "Hadi bana eyvallah!"

Yılı bitiren yazılara inanmam.

Yıl sonu değerlendirmeleri zorlama gelir.

İki liste arasında kaldım mı cereyan yapar, sırtım başım tutulur.

Gereksiz samimiyetler, suyunun suyu vampir filmi izlemişim etkisi yaratır.

Kibire, kibritle yürüyesim var.

Tek kaşı kalkmış kişinin, kafasına kravat bağlayıp kemerine rakı kadehi sıkıştıran adamdan pek farkı yok gözümde.

Metroyu hep kılpayı kaçırdım. Sonraki tren ne zaman gelir bilemem? Gelmezse gelmesin, yürümeyi severim zaten.

Ekmeği yemeğin suyuna banmadıktan, şamandıra yapmadıktan sonra ne anlamı var sofrada oturmanın? Ekmek bulana ne mutlu.

Ne işler yaptım, ne insanlar tanıdım. Bazen kalabalık, bazen tenhaydım.

Bir odada yaşadım. Odanın darasıyla tartıldım, terazisi hırsı olanlarca.

Ben teraziyle çıkmadım yola, göz kararı attım her adımı.

Küfür ettim. Küfür gibi yaşamaktan iyidir.

Dedikodu edene, edip de sonra yüze gülene, gülüp de yine gömene, gömüp de duasında gözyaşı dökene... Neyse, küfür bile az kimi zaman.

Sulu sepken geldim kimine; cevabı cebimdeki mektuptadır, kimse sokamaz o cebe elini.

Sustum. Kendime bile sustum. O kadar sustum ki herkes durmadan konuştuğumu sandı.

Çenem düştü, ne diyeyim? Yine de dert değil, konuştuğumdan çok okudum; yeter bu bana.

"Sen hiç üzülmez, hep böyle güler misin?" dedi kimileri, Açıktan yavşak demeye korkanlardır uzun cümle kuranlar. "O kadar üzülüyorum ki halinize, gülmekten katılıyorum," demedim.

Ben ne dersem diyeyim bir yıl daha bitti. Takvime bağlı yaşamadım,  zamanın cetveliyle dayak yemişliğim var ne de olsa...

"Bir arkadaşa bakıp çıkacağım," diye girdim dünyaya, o arkadaşı bir türlü göremediğim için dolaşıp duruyorum ortalıkta.

Bu yıl da bitti. Önümüzdeki yıllara bakacağız.

Hadi bana eyvallah!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder