28 Eylül 2013 Cumartesi

Tuncel Kurtiz için...


Tuncel Kurtiz'le sohbet edebilmek. Düşüncesi bile güzel. Şanslıyım ki, bu güzelliği yaşadım. En uzun sohbetlerimizden birini, Ahmet Boyacıoğlu'nun "Siyah-Beyaz" filmi öncesinde yapmıştık. Nasıl da keyifliydi o gün. Ankara'nın eşsiz galeri-barı Siyah-Beyaz üstüne konuşurken, mekanla ilgili kişisel hikayemi anlatmıştım Tuncel Abi'ye. İlgiyle, daha da ötesi sevgiyle dinlemişti bu hikayeyi. Geçmişten gelen cümlelerin tozlu güzelliğine sığınacağına, geleceğe dair ışıklar düşürmüştü ortama. Daha yıllar yılı çalışmayı, üretmeyi düşünüyordu.

Sonraki buluşmamızda biraz yorgun görmüştüm onu. Samimiyetle sormuştum "Nasılsın?" diye. Bir yanı her zaman olduğu gibi umut doluydu ama bir yanı da "İkiyüzlü insanlar yoruyor be!" diyordu.

"İşini yapacaksın, çalışacaksın, seveceksin, yaşadığını bileceksin, gerisi hikaye," demişti. 'Hikaye'yi öyle bir tonlamıştı ki, iki anlam birden yüklemişti cümleye. Hep öyleydi zaten, en basit cümleye bile birden çok anlam katardı söyleyişiyle, ses tonuyla.

...ve birden o acı haber geldi. Herkes üzüldü, herkes konuştu. Bütün o konuşulanları, söylenenleri yorumlamak haddime değil. Üzüntüyü üzüntüden üstün kılamaz kimse. Herkesin acısı derindir, kendindedir.

Çocuk yaşımda tiyatro sahnesinde izlediğim, unutulmaz filmleriyle bereketli düşünce diyarlarına savrulduğum, okuduğu şiirleri dinleyerek gençlikten ortayaşa yürüdüğüm insan yok artık.

Geriye gülen gözlerinin alıp götüren derinliği, ciğerinin kanayan köşesinden fışkıran sesiyle söylediği söz kaldı: "Gerisi hikaye!"

Gerisi hikaye Tuncel Abi. Hepsi hikaye. O noktada bıraktın bizi, yazabildiğimiz kadar yazacağız biz de o hikayeyi.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder