Kısa filmlerin, yeni yönetmenlerin, yeni bakış açılarının önünü açmak, tanınırlıklarını sağlamak, üretimi artırmak için kendi halinde bir öneridir.
Türkiye’de çekilen kısa filmlerin izleyiciye ulaşamaması çoğu zaman dertlendiğim bir konu. Elbette bu filmlerin popülerlik çarkının içinde ezilmesinden söz etmiyorum. Ayrıca çok değerli kısa film festivallerinin, yarışmalarının, özel gösterimin olduğunu, bazı üniversitelerin bu konuya gereken değeri verdiğini de biliyorum. Ama yine de yıl içinde izlediğim kısa filmlerin daha geniş bir izleyici beğenisine ulaşamaması, o filmleri yapanların adlarının anılmaması canımı sıkıyor.
Geçenlerde twitter’da parasıyla sinema bileti alıp, film başlamadan neredeyse yarım saat reklam bombardımanına maruz kalmış bir izleyicinin serzenişlerini okurken aklıma bir fikir geldi. Elbette sinema salonlarının neredeyse tekelleşen yapısı bu fikre gülüp geçecektir ama “Keşke,” dedim, “sinemaya gittiğimizde, filmler başlamadan önce bir kısa film gösterilse!”
En azından Türk filmlerinin öncesinde, hatta o filmin yönetmeninin özel seçimiyle, desteklemek ve seyircisiyle tanıştırmak istediği bir kısa filmin gösterimi yapılsa. Sevdiğim, filmini merak ettiğim, para verip bilet alarak izlemeye gittiğim bir filmin öncesinde, bir kısa filmle tanışmak ne kadar güzel olurdu. Hem sektörün yeni isimleriyle hem de yeni bir sinema anlayışıyla tanışmış olurdum. Üstelik sevdiğim yönetmenin hangi kısa filmciye destek olduğunu, onun adına zar attığını bilmek de heyecanlandırırdı beni.
Neyse, kimilerine safça, kimilerine de aptalca gelecek hayalimi uzatmayayım. Biz yine sinema salonlarına gidip kendi paramızla reklam üstüne reklam izlemeye devam edelim.
Türkiye’de çekilen kısa filmlerin izleyiciye ulaşamaması çoğu zaman dertlendiğim bir konu. Elbette bu filmlerin popülerlik çarkının içinde ezilmesinden söz etmiyorum. Ayrıca çok değerli kısa film festivallerinin, yarışmalarının, özel gösterimin olduğunu, bazı üniversitelerin bu konuya gereken değeri verdiğini de biliyorum. Ama yine de yıl içinde izlediğim kısa filmlerin daha geniş bir izleyici beğenisine ulaşamaması, o filmleri yapanların adlarının anılmaması canımı sıkıyor.
Geçenlerde twitter’da parasıyla sinema bileti alıp, film başlamadan neredeyse yarım saat reklam bombardımanına maruz kalmış bir izleyicinin serzenişlerini okurken aklıma bir fikir geldi. Elbette sinema salonlarının neredeyse tekelleşen yapısı bu fikre gülüp geçecektir ama “Keşke,” dedim, “sinemaya gittiğimizde, filmler başlamadan önce bir kısa film gösterilse!”
En azından Türk filmlerinin öncesinde, hatta o filmin yönetmeninin özel seçimiyle, desteklemek ve seyircisiyle tanıştırmak istediği bir kısa filmin gösterimi yapılsa. Sevdiğim, filmini merak ettiğim, para verip bilet alarak izlemeye gittiğim bir filmin öncesinde, bir kısa filmle tanışmak ne kadar güzel olurdu. Hem sektörün yeni isimleriyle hem de yeni bir sinema anlayışıyla tanışmış olurdum. Üstelik sevdiğim yönetmenin hangi kısa filmciye destek olduğunu, onun adına zar attığını bilmek de heyecanlandırırdı beni.
Neyse, kimilerine safça, kimilerine de aptalca gelecek hayalimi uzatmayayım. Biz yine sinema salonlarına gidip kendi paramızla reklam üstüne reklam izlemeye devam edelim.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder